Bir tutam hayat: Eve dönüş

Bir tutam hayat: Eve dönüş

Ada, heyecanla telefonu cevapladı. Artık hissettiklerini gizleme işini Ali’ye karşı daha az yapıyordu. “Neden bu gece geç aradın” diye sormak istedi, ama kendinde o hakkı göremedi. Bir adları yoktu sonuçta henüz.

Bir yandan da neden görüntülü aramadığı sorusu beynini kemiriyordu. Bu sefer nerede olduğunu görmesini istememiş miydi yani…

Terliklerimle gelsem sana

Her telefonda konuştuklarında Ali ya sahilde oluyordu ya da sokak aralarında yürüyüş yapıyordu ve arkada illa ki bir müzik sesi geliyordu. Bu kez sadece sürüklenen bir bavulun tekerleklerinin sesi vardı arkada. Üstelik o ses gittikçe yaklaşıyor gibiydi. Ada delirdiğini düşündü. Ali bir şeyler anlatadursun, tekerleklerin sesi sanki Ada’nın sokağında çınlıyordu…

Ali sonunda dayanamadı: “Ben üzerime düşeni yaptım, hadi sen de bir adım at” dedi.

Ada şaşırmıştı. “Anlamadım, ne demek istiyorsun?” dedi, sesi titriyordu. Bir yandan da çoktan kapının önüne çıkmıştı. Artık sadece kalbiyle hareket ediyor gibiydi. Aklı bu işin içinde olsa, Ada buralara kadar gelemezdi.

Ama Ali gelmişti. Üstelik şarkıda dediği gibi terlikleriyle gelmişti, sonunda aşkı bulmuş gibiydi.

Uzun ve anlamlı bakışlar

Ada hiç şaşırmamıştı bu sefer. Hissettiği, gözlerinin içine bakan adamın ömürlük oluşuydu. Koşup ona sarılmak istedi. Ama yapmadı. Bir süre durup göz göze kaldılar ve Ada eve doğru yürümeye başladı. Ali de bavulunu sürükleyerek arkasından gitti.

Bu sessizlik artık onların anlaşma biçimi olmuştu…

Eve dönüş

Ada, Ali’nin eve dönmesinden memnundu. Uzun uzun konuştular. Ali ne çok özlediğini söyleyip durdu.

Ada bir ara onu yolundan döndürdüğü hissine kapılıp yine kaçmalara yeltenecek olsa da, Esma Sultan’ın sesi çalındı kulağına. Öğütlerini dinlemeye karar verdi. Zaten artık kalbini de susturamıyordu.

Aslında Ali bütün yazı Bodrum’da geçireceği bir iş için gitmişti. Ada’ya işlerin planlandığı gibi gitmediğini söyledi. Anlaşamamışlardı işte, içi rahat etsindi. Evine, Ada’ya dönmek istediği için anlaşmadan vazgeçtiği gerçeğini kendisine saklamıştı…

İkisi de yorgun hissediyordu. Yorgun, ama huzurlu… Derin bir uykuya daldılar. Yeni bir hayat başlıyordu artık…

Damla Karakuş

( Bir tutam hayat: Uykuya kaçış – On dördüncü bölüm için tıklayınız )

Bir tutam hayat: Uykuya kaçış

Bir tutam hayat: Uykuya kaçış

Ada babaannesinin rüyadan kalma evinde bıraktığı sıcaklığa sarılarak uyudu bu gece. Mayıs neredeyse bitiyordu, ama hava oldukça serindi. Yorganının altına girdi. Belki de sıcacık hissetmeye çok ihtiyacı vardı.

Aslında saat çok erkendi uyumak için. Ama Ada ne zaman kendi içinde bir şeylerden kaçmak istese hemen uykusu gelirdi. Bu huyu küçükken yaramazlık yaptığı zamanlardan kalmaydı. Küçükken ne zaman bir suç işlese koşup yorganın altına girer, bir süre sonra da derin bir uykuya dalardı. En kavurucu yaz sıcaklarında bile değişmezdi bu. Kan ter içinde bulurdu onu hep annesi.

İşte büyüdükçe de yaramazlıkların yerini kaçmak istediği duygular almıştı.

İlk telefon

Ada çoktan uykusunun masal bölümüne geçmişti. Her şeyin gerekten daha gerçek olduğu rüyalardı bunlar. Kurduğu hayaller, resim yaparken kullandığı bütün renkler canlanıveriyordu bu evrede.

Masalın en güzel yerinde çalan telefonla ayıldı uykusundan. Arayan Ali’ydi. İlk çağrıya cevap veremedi. Ada uykusundan çok çabuk ayılanlardandı, gördüğü rüyalara rağmen. Bu sefer ayılması için zamana ihtiyacı vardı. Çünkü Ali görüntülü arıyordu.

Telefon ikinci kez çalmaya başladığında Ada yatağında doğruldu ve yeşil tuşa dokundu. İkisinin de ekranında bir suret vardı. Aşkın uzaklığı okunuyordu gözlerinden…

Bir süre öylece birbirlerini izlediler. Ali Bodrum’un sokaklarında Ada’yla birlikte keyifli bir gece yürüyüşü yaptı. Hemen arkasında eğlencenin sesini yükselten gece kulüpleri umurunda bile olmuyordu. Ada ise hep denizin kıyısında dolanıyordu…

Bu konuşmalar artık her gece bir rutin olacaktı…

Masaya yatırılan konu: Ali

Ali gideli bir hafta olmuştu. Ama Ada’ya yokluğunu hiç hissettirmiyordu.

Ada o gün iki yakın arkadaşı, kardeşi, Dilara ve Funda ile görüştü. İş hayatları el verdikçe görüşüyorlardı. Hele önemli bir konu varsa mutlaka zaman yaratılıyordu.

Bugünün masaya yatırılacak konusu Ali’ydi. Ada bir kahvenin içimliğine yetmeyecek kadar uzun bir süre konuştu, konuştu… Dili şişmiş gibiydi. Hiç susmadan anlattı da anlattı. İlk tanıştıkları andan şimdiki zamana kadar yaşananlar, hızlı gelişmeler derin bir inceleme altındaydı.

Dilara daha gerçekçi yaklaşırdı konulara. Funda ona nazaran biraz daha iyimser olmayı seçerdi. Ada ise bambaşkaydı… Bu üç kız, farklılıklarından doğan gerçeklerle bir aradaydı…

Ada’nın gece rutini

Ada o akşam işten sonra kızlarla görüştüğü için biraz geç gelmişti. Günlerden Cuma’ydı… Ertesi gün çocuklarıyla dersi 11:00’de olduğu için rahattı. Bu zamanı kendine verebilmişti. Keyfi yerindeydi. İçi tarifsiz ve sebepsiz bir şekilde kıpır kıpırdı.

“Biraz durulmak gerek” diye düşündü ve fırçasını eline aldı. Ali gittiğinden beri uzun soluklu bir resme başlamıştı. Bulduğu her fırsatta birkaç fırça darbesi atıyordu.

Bu akşam biraz uzun kaldı tuvalinin başında. Kendini iyice kaptırmıştı ki, telefonu çaldı. Arayan tabii ki Ali’ydi. “İyi geceler” aramalarından biriydi işte. Ama saat bunun için de geçti sanki. Ali’nin bugün her zamanki saati neredeyse 1 saat geçtiğini o an fark etti ve bu seferki arama görüntülü değildi.

İçi karışarak yeşil tuşa dokundu…

Arkası yarın

Damla Karakuş

( Bir tutam hayat: Babaanne öğütleri – On üçüncü bölüm için tıklayınız )

Bir tutam hayat: Bana kızdın mı Ada

Bir tutam hayat: Bana kızdın mı Ada

12.05.14

Ada bir süre elinde telefon öylece kaldı. Ne kadar zaman geçtiğini algılayamayacak kadar yorgundu. Öylece donmuş, mesaja bakıyor; tekrar tekrar tek kelimelik “Merhaba” yazısını okuyordu.

Ne yapsa düşünüyordu. Hiç cevap vermese belki de öylece yok olur giderdi. Böyle kendi kendine sızlanadursun ikinci mesaj da geldi: “Orada olduğunu ikimiz de biliyoruz. Lütfen benimle konuş”

İlk mesajlaşma

Ada, ikinci mesajdan sonra artık neredeyse buz kesmişti. Öyle ki bir katille karşı karşıyaymış gibi dehşete düşmüştü sanki.

Neden sonra patronu bir toplantıya gitmek için ayağa kalkıp Ada’nın yüzündeki beyazlığı fark ettiğinde seslendi; “İyi misin canım?” Ada birden rüyadan uyanır gibi uyandı. Cılız bir “İyiyim” diyebildi ve maillerini kontrol etmek için bilgisayarına döndü.

Bu sırada mesajlar da çoğalmıştı. Daha fazla dayanamadı ve cevap yazmaya karar verdi, ama ne yazacaktı ki? Bir yanı onunla sohbet etmek isterken bir yanı kaçıyordu. Sonra mesaj yazmaya koyuldu: “Sana numaramı verdiğimi hatırlamıyorum”. Öyle çok hislerini belli etmenin bir anlamı yoktu şimdi.

Sensiz olmazdı

Ali belli ki telefonun diğer ucunda bekliyordu, hemen cevap verdi: “Sensiz olmazdı Ada. Sen gece Zeynep’le ilgilenirken telefonun masada öylece dururken kendime engel olamadım. Kimse fark etmedi bile. İyi ki de tuş kilidi kullanmıyordun. Ya tuş kilidi varsa diye düşünerek geçirdiğim birkaç saniye ömrümden ömür gitti, inan. Sonra Whatsapp’a girdim ve kendime mesaj atıp mesajı sildim. Kızma bana, lütfen konuş benimle”

Ada okuduklarının karşısında sinirden kuduruyordu. Hücuma geçmiş kan bulutu yüzünde toplanmıştı. “Nasıl böyle bir şey yapar” diye kendi kendine söylenirken bunu hiç yapmamış olma ihtimali düştü birden aklına. Belli ki o kan boşuna şahlanmamıştı yüzünde.

“Aferin sana Ada” diyebildi içinden.

Bana kızdın mı Ada

Mesajlar Ada cevap vermedikçe daha da hırsla düşüyordu sanki telefona. Bir sonraki ses mesaj değil, arama sesiydi. Ali mesajlarına cevap bulamayınca çözümü aramakta bulmuştu. Ada telefona meşgul tonu verdi ve mesaj yazmaya koyuldu: “Çalışıyorum Ali, tamam sorun yok; kızmadım” ve sonra gerçekten bitirmesi gereken işlerine döndü.

Arada gözü telefona takılmıyor değildi ve üstelik her seferinde de merakına yenik düşüyordu. Bu sefer gelen mesajlarda uzun uzadıya “Nazım Hikmet, Ümit Yaşar Oğuzcan, Cemal Süreya…” vardı. 2 saat sonra çalışma arasında verdiği molalara dönüşmüştü şiirleri. İşlerini de uyuklamadan, daha da yorulmadan bitirmişti.

Taksim otobüs durağı

Ada artık biraz daha yumuşamıştı ve Cemal Süreya’nın burada rolü muhtemelen Ali’den daha fazlaydı. Yoksa Ada da arada şiirle şarkıyla karşılık verecek cesareti bulamazdı kendinde. Ona Çiğden Erken şarkılarını çok sevdiğinden, şiirlere tutunup yaşadığından bahsedecek kadar açmıştı kendini.

İşlerini bitirdi ve eve dönmek için otobüse bindi. Dönüş yolunda Taksim otobüsüne biniyor, oradan da metroya geçiyor, evine öyle gidiyordu. Ama Taksim’de otobüsten indiğinde hemen eve gidemeyeceğini anladı. Çünkü metro girişinde Ali öylece durmuş onu bekliyordu.

İlk yemek

Ada artık şaşırmaktan vazgeçeceğini düşündüğü anda bu çocuk onun bir kere daha dünyasına derin dalışlar yapıyordu adeta. Sanki sözleşmişçesine buluşmuş gibi, Ali’nin de ısrarıyla İstiklal’de yürümeye başladılar.

Ada, dün gece şahit olduğu, Zeynep’in kusma nöbetlerinden sonra bütün gün bir şey yiyememişti. Caddenin sonundaki cafelerden birine girdiler. Ada yemek yedi, Ali onu izledi. Ali bütün yol boyunca, bütün yemek boyunca Ada’yı sadece izledi.

Ada’nın ağzından dökülecek her bir sözcüğün kölesi olmak istercesine kızın aydınlık yüzüne bakıyor, hissettiği mutluluğu Ada’nın uykulu gözlerine de bulaştırıyordu. Her şeyden konuştular.

Uzun soluklu bir yemek ve sohbetten sonra gecenin uzun olacağını artık ikisi de biliyordu.

Ada gülümsedi; Ali’nin dünyası aydınlandı.

Ama içlerinden biri, bir yanıyla hala bir kaçış aralığı arıyordu ve kuşkusuz bu Ada’dan başkası değildi.

Arkası yarın

Damla Karakuş

(Bir tutam hayat: Oynadık işte – Beşinci bölüm için tıklayınız)

Bir tutam hayat: Oynadık işte

Bir tutam hayat: Oynadık işte

12.05.14

Ada, konuşmaya kendini fazla kaptırmamaya çalışarak, adeta kendini frenlemek istercesine soğukkanlıydı. Ama bir yanı daha çok konuşmak, Ali’nin hakkında daha çok şey öğrenmek için yanıp tutuşuyordu.

Ali ise kendini çoktan kaptırmıştı bu güzel kıza; yüzüne bakıp bir gülümsese gamzelerinde kaybolup gidecekti. Kalbi balonlara helyum pompalayıp onları gökyüzüne gönderecek kadar hızlı atıyordu. Kalbinden geçen tüm sesleri susturup Ada’nın dudaklarından dökülen sözcüklerin peşine düşmüştü.

Bu kızı daha da yakından tanımalı, onu çok sevmeliydi…

Kapı önü bekleyişi

Yol bitmiş, Ada’nın evine varmışlardı. Ada sadece teşekkür etti ve gecenin yorgunluğundan kalma kıyafetlerini değiştirmek için eve girdi. Anahtarı elinde kapıya yöneldiğinde nasıl içten, nasıl güzel izlendiğini hissetti. Artık biliyordu, Ali orada evden çıkmasını bekleyecekti.

Ada’nın da bir yanı bunu deli gibi istese de çıktığında kapıda olmamasını diledi. Kafasındaki düşünceler iş için hazırlanırken bile beynini talan ediyordu. En sevdiği kedi desenli beyaz tişörtünü ve kotunu giydi. Üzerinde minicik bir kedi figürü olan kolyesini de unutmadı. Evden çıktı.

Kapıyı açtığında Ali yoktu. İçi biraz olsun kırılsa da, “Doğrusu bu” diyerek durağa doğru yöneldi. Ama köşeyi döndüğünde Ali tüm dünyayı aydınlatmaya yetecek kadar gülümsüyordu ona. İkisi de hiçbir şey demedi. Durağa yürüdüler, otobüs geldi bindiler.

Canım 48T

Ada’nın bu otobüsten sonra aktarma yapıp 48T kodlu otobüse binmesi gerekiyordu işe gitmek için. Şimdiki otobüsten indiklerinde de Ali oradan eve gidecekti. Bu seferki yolculuk sessizdi.

Hiç konuşmadan bitirdikleri yolun sonunda otobüsten indiler ve Ada 48T’yi beklemek için diğer durağa yürümeliydi. Tabii ki Ali de onu bırakmadı. Biraz sonra otobüs geldi ve Ali’nin yüzündeki gölge Ada’nın gözünden kaçmadı.

Ali’ye dönüp her şey için teşekkür etti ve ucu kırık bir görüşürüzün ardından otobüse binip gitti.

Uykusuz gözler

Ada’yı zor bir gün bekliyordu. Aslında baktığı her yerde Ali vardı, ama Ada bunu bütün duygu yüküyle reddediyordu. Kendini işe kaptırıp duygularından kaçmak bu kızın rutiniydi. Çünkü kendinden önce gelen herkes ve herkesin duyguları vardı. Bu, zamanla onun canını en çok yakan şey olacaktı.

Bugün yine çok işi vardı. İlgilenmesi gereken misafirler, mailler, yurt dışı telefonları ve tabii ki faturalar… Artık neredeyse gözü kapalı fatura kesiyordu. Bugün kestiklerinden biri daha eğlenceli olacaktı sadece.

Elinde birikmiş faturalar, gözlerinin yorgunluğu… Sonunda kağıtların üzerinde uyukladığını fark ettiren telefonunun mesaj sesi oldu. İrkilerek uyandığında gözlerine inanamadı. Mesajın sahibi “Ali Açma” diye kaydettiği dün gecenin başkahramanı Ali’ydi. Bu olayın şokunu yaşarken gözü faturalara ilişti ki, içinden sessiz çığlıklar attı bir an.

Oynadık işte

Ada elinde faturayla kalakaldı. Patronu karşısındaki masada bilgisayarda her şeyden habersiz çalışıyordu. Bir an önce bu rezilliği düzeltmeliydi. Çünkü uyukladığı o zaman diliminde kargacık burgacık bir şeyler yazmıştı.

Zar zor çözümlediğinde gözlerine inanamadı. Bir iki rakam yazıp sonrasına “Oynadık işte” yazmıştı. Gülse mi ağlasa mı bilemiyordu. Bir anlık durgunluğunun ardından kafasını toparladı. Olması gereken rakamları el becerisi ile yazının şekline uydurarak ekledi ve faturayı kesti.

Geri gelen şaşkınlık

Faturanın üstüne şokunu atlatmak için kendini lavaboya attı ve yüzüne art arda su çarpmaya başladı. Aynada kendine baktığında birden Ali’yi görmüş gibi oldu. Sonra birden gelen mesajı hatırladı ve bir hışımla yüzünü silip olabildiğince sakin masasına döndü.

Telefonuna tekrar baktı; rüya görmemişti. Gerçekten de whatsapptan gelen mesajın sahibi “Ali Açma” idi. Evet dün gece onu telefonuna böyle kaydetmişti, ama ona numarasını vermediğinden emindi.

Şimdi ondan nasıl kaçacaktı?

Bulutlara saklanmalıydı…

Arkası yarın

Damla Karakuş

(Bir tutam hayat: Yol sohbeti – Dördüncü bölüm için tıklayınız)

Bir tutam hayat: Gecenin nefesi

Bir tutam hayat: Gecenin nefesi

11 Mayıs 2014

Ada, şaşkın ama sanki sıradan bir hareketmiş gibi o kalabalığın içinden sıyrılıp, eli Ali’nin elinde masaya tekrar döndü. Masada herkes bıraktığı gibiydi. Ada dışında kimse bu durumun karmaşasını yaşamıyordu belli ki.

Bir tek Bengü tuvaletten döndüğünden beri bir garipti. Ege’nin çıkıp gelmemiş olması iyiden iyiye canını sıkmıştı. Bir anlık hareketle çantasını, telefonunu kontrol edip gitmek üzere kapıya yöneldi.

Şaşkın Ada

Zeynep, Bengü’nün gidişine aslında çok bozulmuştu, ama bir yandan da önemsemiyordu. Çünkü bu gece onu eken tek kişi olmayacaktı. Ada’nın gitmeyeceğinden ise emindi. Ada da bir an durup, ”İyi ki gelmişim” dedi içinden. Onun burada yalnız kalması fikri midesini bulandırmıştı ve bir yandan da bu Bengü’yü son görüşleri olacaktı. Artık onunla bir arkadaşlıkları yoktu.

Bütün bunlar bir yana, Ada ellerini nereye koyacağını şaşırmıştı. Sahi normalde bu elleri nerede duruyor, ne yapıyordu? Şimdi buz kesmişti ve öylece evrende asılı kalmış gibiydi. Bir an önce buradan gitmek istiyordu, ama Zeynep kendini iyiden iyiye kaptırmıştı. Bir süre daha içindeki girdapta kendisiyle boğuşmayı tercih etti.

Telefon numarası

Ada kafasında bir masalın içindeydi şimdi. Bir zürafanın boynuna tırmanmış da bulutlara yükseldiğini düşünüyordu. Bulutlardan bir parça koparıp afiyetle yiyor, gökten aşağıya baktığında insanların karınca kadar görünmesinden keyif alıyordu. Ne zaman bir yerden kaçmak istese ve kapana sıkışsa oynuyordu bu masal oyununu. Gökyüzünden aşağılara bakmak ona kendini özgür hissettiriyordu. Zürafalarla bir bulutun lezzetini paylaşmak gibisi yoktu.

Kendini masalın ortasında kaybettiği bir sırada Ali bir kez daha telefon numarasını almak istediğini söylüyordu. Neden sonra masalından ayrıldı Ada ve Ali’nin kendisine numarasını vermesini, bir ara kendisini arayacağını söyledi. Yine yüzü kızarmıştı, ama bu sefer yalan söylediği için. Ne zaman yalan söylese kızarırdı, ama neyse ki Ali bunu bilecek kadar tanımıyordu Ada’yı.

Ada, Ali’yi asla aramayacaktı; içindeki yangın onu kül etse bile.

Gecenin nefesi

Sonunda Zeynep buradan çıkmayı kabul etmişti, ama pek ayakta duracak güçte değildi. Onu bu hale getiren alkol değil, boşanmanın eşiğindeki bir kadının iç dünyasıydı ve bunu orada bilen tek kişi Ada’ydı.

Önce iyi gibi görünse de Zeynep dışarıda aldığı nefesle daha da dibe battı sanki. Artık bir yandan da ağlıyordu. Sicim gibi boşalan gözyaşlarına aldırmadan, Ali’yi görmek istediğini söylüyordu. Zeynep’in dünyalar tatlısı oğlu, Ada’yla tanışma ve abla kardeş olma sebepleri, canları Ali.

Onu gecenin şu kör vaktinde Ali’nin karşısına bu halde çıkaramazdı Ada. Ali ve diğer iki arkadaşıyla Zeynep’i önce Taksim’e bir çorbacıya götürdüler. Zeynep yine bütün gün pek bir şey yememişti, ama şimdi çorba da içmedi. Sonra da kahve içsin, biraz ayılsın diye bir kafeye gittiler.

Orada Zeynep yine ağlamaya devam etti, kustu… Ada her iyi kız arkadaşın yaptığı gibi o kusarken saçlarını tuttu.

Zaman aktı…

İnsan yaşadığından pek bir şey eksiltemedi…

Arkası yarın

Damla Karakuş

(Bir tutam hayat: Aşk bu mu – İkinci bölüm için tıklayınız)

Huawei’nin ilk 5G destekli telefonu 2019’un üçüncü çeyreğinde gelecek

Huawei'nin ilk 5G destekli telefonu 2019'un üçüncü çeyreğinde gelecek
Huawei, ilk 5G destekli akıllı telefonunu 2019’un üçüncü çeyreğinde piyasaya süreceğini duyurdu. Daha yüksek veri aktarım hızları ve düşük gecikme süreleri gibi bir dizi avantajı da beraberinde getirecek olan 5G, 4G LTE teknolojisinin yerini alarak beşinci nesil kablosuz iletişim teknolojisi olacak.
 

Ayrıca Bkz.AnTuTu, Mart 2018’in en iyi 10 Android telefonunu açıkladı

Çinli şirketin duyurduğu 5G destekli cihazın Huawei Mate marka bir telefon olması bekleniyor. Mate 12 ya da Mate 30 olabilir, bu tamamen şirketin 2018’de piyasaya süreceği Mate modelini nasıl isimlendireceğine bağlı. Ayrıca 5G’li telefonda Çinli şirketin kendi 5G modemi kullanılacak.
 

Huawei MWC 2018’de 5G modemini tanıttı

Huawei, Mobil Dünya Kongresi‘nde dünyanın ilk ticari 5G modemi olan Balong 5G01‘i tanıtmıştı. Bunun yanı sıra şirketin Kanadalı operatör Telus ile şu anda ticari denemelerini yaptığı bir 5G cihazı da var. Huawei, 5G özellikli donanımın yanı sıra servis sağlayıcılara 5G ağ ekipmanı sağlamayı da hedefliyor.

Mükemmelimizin pürüzleri

Mükemmelimizin pürüzleri

Bu bir zaman boşluğu ütopyasıdır ve bunu sadece yönünü sevgiye çevirmiş yürekler anlayabilir. Kim bilir, belki sonunda Şirinler’i bile gördürür.

Zamanın bir yerinde çok sevmiş adam, ama affedilmeyecek hatalar da yapmış kadına. Birkaç görüşmeden sonra, daha bir zamir bile bulamamışlarken kendilerine isimlerinin yerini tutacak, bitmiş her şey. Bir gece yarısı telefonda bu adam tok sesiyle geçmişten arıyor bugün. ”Bak” diyor ‘Yine gökte dolunay var. Doğum günün kutlu olsun.’ Hiçbir zaman sevgilim diyemediği bu adam, tam da sarhoşluğundayken yalnızlığının, kadına yıllar sonra bugün edinemediği hallerin ödülünü veriyor..

Sonra?

Sonrası gereksiz gülüşmeler ve uzun uzadıya hoşsohbet saatler

Bir adam, kadın yıllarca bekledikten sonra aramamışsa, şimdiki zaman anlamsız bir karmaşa. Ve bu karmaşanın kıyısında bekleyen en ucuz aşk sohbetleri.

Kadın ve erkek elbette farklı

Diyelim ki zamanda bir başka yerde kadın sevmiş, hem de çok. Ama bu sefer hatanın büyüğü kadında. Kaybetmiş sevdiği adamı. Aramak istese de bir gece yarısı arayıp da katledemez şimdiki zamanı. İşte kadın ve erkek aslında bu kadar farklı.

Zamanın belki aynı dilimlerinde iki kadın; biri çalan telefonla iç geçirirken geçmişine, diğeri aynı özlemle uzatamaz elini ahizeye. Bu aslında bir cesaretsizlik göstergesi değil. Sadece o çok sevdiğimiz adamlar tarafından yönetilme sevgisi. Bu adamlar yönetsin istiyoruz bizi. Bünyemiz o kadar alışmış ki bu duruma tersi söz konusu bile olamaz doğrusu.

Bir film kuşağı manifestosu

Bir başka film kuşağında vizyonda yine aşk kokarken belki, hayali Venedik caddelerinde, iki sevgili el ele bir ömür yürüyecek gibi dolaşıyordur. Bu hikayenin başrol oyuncuları için bir sorun yoktur. İkisi de aynı anda sevmektedir sevgiyi ve birbirini. Ancak Venedik sokakları kaybedince büyüsünü en derin pürüzlere gebe kalacaktır bu sevgi de kuşkusuz.

Kendi hikayemizi yazarken çok sabırsız davranıyoruz belki. Özensiz seçimler, peşinden koşmadığımız tembel vazgeçişler, sevemediğimiz o pürüzler…

Gün gelip hepsinin kursağımızda biriktiğini anladığımızda kendi yalnızlığımızda kendi yağımızla kavrulmayı yeğler hale geliyoruz. Oysa masallardaki aşklarla büyüyen çocuklardık biz. Büyülerin tüm ruhumuzu saracağına inandık. Yeri geldi sevdik, çok sevdik de bir kavrulup yanamadık o aşkla işte.

Mükemmel pürüzler senaryosu

Bir gece yarısı dolunayın gökte olduğunu bize hatırlatan o güzel ses, yanıbaşımızda olmalıydı şimdi. Öyle çok uzaklardan hiç görünmeden ses vermek eksiklik gibi. Bir aşk bütün eksikleri kapatarak yaşanmalıydı oysa.

Bir kadın ancak sevgiyle büyüyor aşk şehrinde. Üstelik çoğu zaman duyduğu yalanlara inanıyor. Bu sebeptendir ki, sevdiğimiz bu adamlar bize yüz yıllardır en güzel yalanları söylüyor. Kadın, ayna olmalı kendine ve yüz vermemeli öyle her sevgiye. Çünkü yeryüzünde bir kadının kalbi kırıldığında bir erkek eksiliyor bu hayattan. Kalbinin olduğunu hissederek yaşamalı ki kadın, aklından geçirdiği cümleler doğurduğu en güzel çocukları olsun…
Pürüzlerini sevebileceğiniz en güzel adamlar ve kadınlar var dışarıda bir yerde ve onlar bizim hayata geliş nedenimiz. Biz eğer umudumuzu yitirmezsek gün gelecek mükemmelimizi bulacağız elbet.

Mükemmelinizin pürüzlerini sevebilmeniz dileğimle…

Damla Karakuş

Uzaktan ilişki nasıl yaşanır

Uzaktan ilişki nasıl yaşanır

Uzaktan ilişkiler, teknolojinin hayatımıza girmesi ile ciddi sayıda artış göstermiş ve bir ilişki şekli olarak karşımıza çıkmıştır. Uzaktan ilişkiler yaşamın her döneminde olmuştur. Fakat günümüzde ise bu artık sadece mecburiyetten değil, keyfi bir seçimden de kaynaklanmaktadır. İnsanlar, uzaktan sevgilileri bilerek, isteyerek bulmakta ve süreci başlatmaktadırlar. Her ne kadar basit bir seçim gibi görünse de nedenleri ve sonuçları olarak ciddi bir durumun termometresidir.

Kavuşmak ve özlem duygusudur bizi birbirimize bağlı kılan

Yaşanılmayan her saniye ilişkide kişiye acı verirken, ayrılık da kişinin acısını arttırır. Mesela yarım kalan aşklar daha acı verirken, yaşanılacak bir şey kalmamış aşkların bitiminde acı en alt düzeydedir. Tıpkı kişinin sevgilisinden ayrılırken yaşadığı acının yıllar sonra eşinden ayrılırken yaşadığı acıdan daha fazla olması gibi. Şayet sosyal baskı ve etiketleme olmamış olsa, bana göre aşk (flört) acısı, boşanma acısından daha fazladır.

Uzaktan uzağa yaşanan ilişkilerde de yaşanmamışlıklar fazla olduğu için ayrılma durumunda acıları da fazla olmaktadır. Yarım kalan aşklarda, yaşanmamışlıklar, umutlar ve hayaller, ayrılığın çoğu zaman önüne geçer. Tıpkı bitmesini mantıklı bulduğunuz ilişkinizde, yine de yarım kalanlara ve hayal kırıklıklarınıza üzülmeniz gibi. Daha güzel olur umudu bile sizi üzer. Yaşanamayanlar, çoğu zaman o ilişkinin sürmesinin tek nedeni haline dönüşür.

Umut işkenceyi uzatır: Nietzsche

Uzaktan uzağa yaşanan ilişkiler, ertelenmişlikler, umutlar, hayaller ve az yaşanmışlığa bağlı olarak yıpranmamışlıklara bağlı olarak daha uzun sürerler. Genelde aksi düşünülse de uzaktan ilişkiler daha ömürlüdür. Çünkü umut, ilişkinin benzinidir. Zar zor görüştüğünüz için de kavga etmek veya tartışmak yerine anın tadını dibine kadar yaşarsınız.

“Gözden uzak olan gönülden de ırak olur demişler” Hz. Mevlana’ya.

Mevlana: ” Gönüle giren gözden uzak olsa neye yarar” diye cevap vermiş.

Sonuçta her ikisi de doğru…

Bu nedenle uzaktan ve seyrek görüşme içeren ilişkiler çok uzun sürebilir ama aynı coğrafi konuma geldikten sonra ise kısa zamanda da bitebilir.

Uzak yaşanan ilişkiler aslında gerçek ilişkiler

Uzaktan ilişkiler, aslında gerçek ilişkidir. Zaman ilerledikçe ise çatırdamaya başlar. İlişkide çatırdama, tahammül edememe, konuşmanın zahmeti, en güzel ve en zor anlarda yanında olamamanın verdiği üzüntülerle kendini gösterir. Bu durum zamanla çiftleri keyifsizliğe sürükler. Şayet iki taraf da aynı anda adım atamazsa kopuşlar başlar.

Hem ilişkiniz vardır hem de bekarsınızdır

Uzaktan ilişkiler rahattır. Sorumluluğu azdır. Hem ilişkiniz var hem de bekarsınız gibi. Arkadaşlarla, aileyle, işinizle rahatça istediğiniz şekilde süreç yönetirsiniz. Çünkü telefonla iletişim dışında sizden bir şey bekleyen yoktur. Hem ilişkiniz vardır, hem de sorumluluğu minimumdur.

Uzaktan ilişkinin bu rahatlığı da ilişkinin ömrünü uzatır. Düşünsenize, sizi engelleyen, kısıtlayan, zaman ayırmasını, görüşülmesi için ısrar eden yok. Bazen tek mesajla bile o günü kurtarabilirsiniz. Böyle olunca da tadından yenmez. Ama bir yerden sonra gönül de beden de onu ister; sarılmak, dokunmak, omzunda ağlamak ister. Böyle olunca da eksikler ortaya çıkar. Artık sevgiyi ve sevgiliyi yanınızda ve somut istersiniz. O noktadan sonra da artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. İlişki ya tamlaşır ya da bitişe sürüklenir. Uzaktan ilişkilerde süreç farklı ama sonuçlar aynı olur. Özellikle de bağlanamayan, sorumluluk almak istemeyen, çabalamak ve emek vermek istemeyenler ve kaçak dövüşenler için uzaktan aşk en çok tercih edilen ilişki biçimidir.

Bunun yanında yalnız ve depresif insanlarında da bu tip ilişkileri seçtiklerini belirtmek gerekir. Bu tip kişiler normal ilişkilerde zaten de sorun yaşarlar.

Uzak aşklar masraflıdır

Uzaktan aşkların bir taraftan masrafı daha çoktur. Hafta sonları veya özel zamanlarda biletler, konaklama, hediyeleşme için önemli miktarda harcama yapılır. Aslında bunların fazlalığı, yaşanmamışlığın (yüzeyselliğin) boşluğunu gidermeye ve ilişkiyi güçlendirmeye yöneliktir.

Bilindiğinin aksine uzaktan ilişkiler daha masraflıdır. Uzaktan ilişkisi olanların en sevdiği ve en sevmediği yerler aynı yerlerdir: Terminaller, duraklar… Özlemle beklerken de vedalaşırken de bu alanlarda iki duygu yaşanır: Kavuşma sevinci ile ayrılmanın üzüntüsü.

Görüşmelerde zaman su gibi akar

Beraberken saniyeler öyle hızlı geçer ki. Durakta onu beklerken ise tam tersi. Beraber geçilen zamanlar çok kıymetli olduğu kadar bir o kadar da yüksek beklentilidir. Herkes sevgi, ilgi, itiraf sunarak maksimum verim bekler. Tıpkı askerden izne gelen kişinin evde hayal ettiği ortam gibidir. Kararlılıkla bu yüksek beklentinin hassaslığı, alınganlığa neden olur. Sonrasında ise telefon konuşmalarının gündemi bir sonraki buluşmaya kadar yapılan son görüşmedir.

Temel ihtiyacı güvendir

Uzaktan ilişkilerin temeli güvendir. Şayet güven varsa daha rahat ve uzun sürerken, güven yoksa sizi GPRS üzerinden kontrol eden mobil bir sevgiliniz vardır. “Niye açmadın, mesajıma niye cevap vermedin. Kim vardı yanında” vs. Normalde kıskanç olmayan biri bile uzaktan ilişki yaşarsa aşırı kıskanabilir.

Onu tanımak güçleşir

Uzaktan uzağa yaşanan aşklarda, bir de şu vardır. Yıllarca sevgilisinizdir ama birbirinizi yeterince tanıyamamışsınızdır. Çünkü iki yılda görüşülen toplam zaman belki iki ayı doldurmaz. Sadece telefonlar ve kendi anlatımından da onu tanımak mümkün olamayacağına göre süreye değil içeriğe bakmak gerek. Çünkü paylaşım, sadece söylemlerle değil eylemlerle de olmalıdır. Ve en güzel tanıma şekli yaşadığın yerde gözlemle, eylem +söylem tutarlılığı ile mümkündür.

Özetle, uzaktan uzağa yaşanılan ilişkilerde süreci doğru planlamak ve güveni oturtmak lazım. Her duyduğumuza inanmamak, tanımadan paylaşımlara girmemek, tanımadan duygularımızı açığa çıkarmamak gerek. Ayrıca uzaktan ilişkiler tatlıdır ama sonuçlarının da tatlı olması için süreci doğru yürütmek gerekir.

Kitaptan bir hikaye

Biz aslında ayrılığı cebimize koyup bu yola çıkmıştık. İnternetten tanışmıştık. Zaten kalbim boştu. Önce havadan sudan sohbetler ediyorduk. Sonra internete girdiğimde o yoksa çok durmayıp çıkmaya başladığımı fark etim. Zamanla sadece onunla sohbet etmek için giriyordum. İyi anlaştığımızı düşünüyordum. Beklentimiz sadece sohbet etmekti. Zaman ilerledikçe, birbirimizin cep numaralarını aldık. Artık sohbetimize telefon ile gün boyu devam eder olduk. Bir süre sonra, ondan “günaydın” mesajı beklediğimi fark ettim. O an anladım ki bu sadece sohbet değil, burada bir duygu da var. En sonunda onun açılması ile çıkmaya başladık.

Artık fotoğraflardan ve kameradan gördüğüm bir sevgilim vardı. Bir ilişkinin yaşatacağı tüm duyguları yaşıyordum aslında. çok iyi gidiyorduk. Sanırım bu insanla evleneceğim diyordum kendime. Bir yılımızı devirdikten sonra bir şeyler onu da beni de rahatsız etmeye başladı. Artık ikimiz de biraz tahammülsüz olmuştuk. Ben artık sevgilimi yanımda istiyordum. Ona sarılmak, elini tutmak istiyordum, o da öyle. Sarılmak, öpmek, hatta sevişmek istiyordu. Ayrı şehirlerde bir süre daha yaşamak bana acı vermeye başlamıştı. O ise nedense birden daha yoğun olduğunu söylüyordu. Ve bir gün artık ya reel olsun ya da bitsin isyanlarımızı karşılıklı konuştuk. Ve bitti.

Aslında biz şansımızı denemiştik. Belki olur demiştik. Sevgimizle zorlukları, mesafeleri aşarız diye düşünmüştük. Biz aslında ayrılığı cebimize koyup bu yola çıkmıştık. Her şey çok güzel yaşandı ama bir yerden sonra ya kavuşmak ya ayrılık vardı.

( Unutmak mı Affetmek mi – Serhat Yabancı)

İlişkinizi sağlamlaştıracak 10 öneri

İlişkinizi sağlamlaştıracak 10 öneri

Her şey biraz rutine binmişken, ilişkiyi canlı tutacak bazı küçük jestleri unutuveririz. Aslında her gün sürekli ufak jestler yaparak ilişkinizde olumlu bir değişim meydana getirebilirsiniz.

Uzman Klinik Psikolog Mehmet Başkak, herkesin günlük hayatta kolayca uygulayabileceği ve sağlam temellere dayalı bir ilişkiye sahip olabileceğiniz örnek davranışları sizler için yazdı:

Akıllı telefonunuzu kapatın

Akşam yemeklerinde telefonunuzdan sürekli sosyal medya hesaplarınızı takip ediyorsanız, o zaman telefonunuzu kapatmanın vakti gelmiş demektir. Çok sık sosyal medya kullanımıyla ilişkideki mutluluk arasında ters orantı vardır. Bazı insanlar kızgın olduklarında, partnerlerine bir şey söylememek için telefonlarına sarılıp, ona mesaj gönderme yolunu tercih edebilirler. Bu, kişinin bir nevi partneriyle kendi arasında mesafe oluşturmak için tercih ettiği bir yöntemdir. Her ne kadar böylesi bir durumda partnerinize sevgi dolu ya da güzel içeriği olan bir mesaj yollamanın zararı olmasa da, bir şeye öfkelendiğinizde bunu direk olarak onunla konuşmanız daha faydalı olacaktır.

Yatağa aynı anda girin

Partnerinizle hiç özgürce, rahat bir zaman geçiremediğinizi mi düşünüyorsunuz? Özellikle kadınların bu konuda çok hassas olduğunu belirtmeliyim. O zaman yatağa aynı anda girmek bir çözüm olabilir. Uyku zamanı bütün gün içinde belki de baş başa kalabildiğiniz tek zaman olabilir. Geceleri geç saatte uyuyan biri olsanız bile, partnerinizle yatağa aynı saatte girebilir ve o uykuya dalana kadar yanında durabilirsiniz. Yataktayken dokunun elbette ki, sarılın. Her ikiniz de mutlaka yeteri kadar uyumalısınız. Geceleri yeteri kadar uyumayan kişiler ertesi gün partnerleriyle tartışmaya daha yatkındır.

Partnerinize bir fincan kahve yapın

Partnerinize olan sevginizi ifade etmek için illa her zaman büyük jestler yapmanıza gerek yok. Mesela sabahları ona bir tost yapmak gibi basit bir jest ilişkinizin düzelmesine yardımcı olabilir ya da şöyle kıvamında bir Türk kahvesini bazen siz yapmalısınız. Partnerlerin birbirlerine sık sık ufak jestler yapması mutlu bir ilişkinin göstergesidir. Sık sık ve düzenli olarak ufak jestler yaparak, ilişkinin rutinleşmesine engel olmanın yanında, ona önemli ve özel olduğunu hissettirebilirsiniz.

Geçmişteki komik bir anınızdan bahsedin

İlk görüştüğünüz zamanlardan, o ayaklarınızın havada olduğu zamanlardan ara ara bahsedin. Gittiğiniz yerler, yaptığınız çocukça, çılgınca anılardan bahsedin. Bazen en iyi hatıralar en komik olanlarıdır. Motivasyon ve duygular üzerine yapılan bir araştırmada, geçmişte beraber güldükleri olayları hatırlayan çiftlerin ilişkilerinden memnuniyet oranları, yine olumlu hatıraları olan fakat içinde komiklik ya da eğlencenin olmadığı anılarını hatırlayanlara göre daha yüksek çıkmış. Geçmişte gülünen bir olayı hatırlamak ilişkiye taze kan pompalıyor. Çünkü kişiler o olayı hatırladıklarında yeniden gülüyorlar ve rahatlıyorlar.

Ter attıracak bir egzersiz yapın

Düzenli egzersiz yapmanın uzun vadede yatak odasındaki dayanıklılık, güç ve esnekliği arttırdığı herkes tarafından bilinir ama ter attıracak bir egzersiz yapmanın hemen görülebilecek sonuçları da vardır. Egzersiz sonucu açığa çıkan endorfinler sizde bir adrenalin akımına sebep olur, bu da cinsel olarak uyarılmanıza yardım eder. Yürüyüş yapmak, koşmak ya da bisiklete binmek gibi kalp atım hızınızı artıran aktivelerin kişinin cinsellik isteği üzerinde olumlu bir etkisi vardır. Sizin cinsel olarak uyarılmış olmanız partnerinize de sirayet edecek ve ilişkinize farklı bir heyecan katacaktır.

Akşam yemekten önce dans edin

Sürekli yeni şeyler deneyen çiftlerin ilişkileri daha yüksek kaliteli. Mesela akşam yemeği zamanı yeni bir şey denemek için uygun zamanlardan biri. Yemek yaparken hoş bir müzik açın ve beraber dans etmeye başlayın, dans uymuyorsa içten bir sarılmayla açtığınız türkü ya da şarkıya uyum sağlayabilirsiniz. Ya da mesela yemeği bu kez siz yapabilir, en azından güzel müzik eşliğinde salatayı da siz halledebilirsiniz.

Cinselliği yatak odasından dışarı taşıyın

Giriş, gelişme ve sonuç uygulamasıyla rutinleştirip resmi daireye çevirdiğiniz yatak odasını memuriyet havasından kurtarın. Cinsel yaşantınızda önemli olan ikinizin de tatmin olmasıdır, cinsellik dürtüseldir çok fazla kuralı, aşırı sınırları ve rutini sevmez. Cinselliği daha önceden hiç yaşamadığınız bir odada ya da yerde deneyin. Cinsel hayattaki bu gibi değişiklikler dopamin sistemini harekete geçirir. Vücudunuz daha çok dopamin salgılamasına sebep olacak bir şey yaptığınızda, o şey pozitif pekiştirici vazifesi görüyor. Partnerinize böyle bir öneride bulunmak için uzun uzadıya açıklama yapmanıza gerek yok. Mesela, bir cümleyle ona niyetinizi belli edebilirsiniz.

Partnerinize sarılın

Sarılma ya da partnerinizin elini tutma gibi cinsellik dışı dokunmalar da ilişkinizin canlı ve sağlıklı kalabilmesi için cinsellik kadar önemlidir. Partnerinize ne kadar çok dokunursanız, birbirinize karşı kendinizi uzun vadede o kadar rahat hissedeceksiniz. Dokunma bizim rahatlama ve sakinleşme yollarımızdan biri. Partnerinize her dokunduğunuzda, ona pozitif bir mesaj yolluyorsunuz.

Ona yeni bir soru sorun

Herhangi bir çifte sorsanız, belki sohbet zamanlarının çoğunda işten, çocuklardan ya da arkadaşlarından bahsediyorlardır. En son ne zaman partnerinize onunla ya da ilgi alanlarıyla alakalı bilmediğiniz bir şey hakkında soru sordunuz? İlişkiler geliştikçe, herkes değişiyor. Bu nedenle, ilişkinizin ilk başladığı yıllara kıyasla, partnerinizin ilgi alanlarında ya da isteklerinde değişiklikler olmuş olabilir, olmamışsa da onun ilgi alanlarını da merak edebildiğinizi gösterin, şaşırtın. O nedenle, partnerinize normalde sormayacağınız bir soru sorun.

Ona sık sık teşekkür edin

Partneriniz size yardımcı olma amaçlı ya da sizi özel hissettirecek en son ne yaptı, bunu düşünün ve ona bunun için teşekkür edin. Partnerinizle zaman içinde birbirinize karşı rahat olduğunuz bir ilişki biçimi geliştirdiğiniz için, ihtiyaçlarınızı zaten karşılaması gerektiğini düşünmeye başlayabilirsiniz. Partnerlerden biri diğerine mesela ev işlerinde yardımcı olsa ya da bir hediye alsa, diğer partner çoğunlukla ona teşekkür etmeyi unutur. Ve hiç partnerinize sadece hayatınızda olduğu için teşekkür ettiğiniz oldu mu?

  • Renault ve Nissan, Çin'in lider batarya üreticisinden destek alacak

    Renault ve Nissan, Çin'in lider batarya üreticisinden destek alacak

    by on 13 Mayıs 2018 - 0 Comments

      Pek çok üreticinin yaptığı gibi Çin pazarına özel yeni elektrikli araçlar üretmeyi planlayan Nissan ve Renault, batarya konusunda destek almak için ülkenin önde gelen batarya üreticilerinden Contemporary Amperex Technology (CATL) şirketiyle anlaşmaya karar verdi. Nikkei tarafından yapılan habere göre, dev üreticiler başlangıç olarak iki özel elektrikli araç programına batarya desteği için aralarında sözleşme imzaladı. […]

  • Apple, Goldman Sachs işbirliğiyle kredi kartı çıkarıyor

    by on 12 Mayıs 2018 - 0 Comments

    Wall Street Journal’in haberine göre Apple, yatırım bankası Goldman Sachs ile işbirliği yaparak yeni bir kredi kartı çıkarmaya hazırlanıyor. Cupertino merkezli şirketin zaten Barclays ile mevcut bir kredi kartı ortaklığı var. Apple, Goldman ile devam ederse Barclays ile olan işbirliğini sona erdirecek.   Ayrıca Bkz.Galaxy J serisine Android Oreo ne zaman gelecek? Yayınlanan raporda, yeni […]

  • Seks Hikayesi – Yeminli bir okurumuzdan :

    Seks Hikayesi – Yeminli bir okurumuzdan :

    by on 30 Mayıs 2018 - 0 Comments

    mrb lar değerli okuyucularım size başımdan geçen gerçek hakiki bir hikayeyi açıklama yapmak istiyorum .. ben 22 yaşındayım 176 boylarında yakışıklıyım birazda neyse konuya geçelim bir akrabamın kızı vardı ismi derya kendisi 18 yaşındayken kocaya kaçıp evlendi duymuştum o kadar bir akrabam var ama hiç yüzünü görmedim ben aradan iki yıl geçti kocasına kızıp annesini […]

  • Facebook, kendi kripto parasını çıkartabilir

    Facebook, kendi kripto parasını çıkartabilir

    by on 13 Mayıs 2018 - 0 Comments

      Şirketin gelecek planlarınca kullanıcılar, sosyal medya platformu olan Facebook üzerinden mal ve hizmet alışverişi yaparken şirketin kendi dijital para birimini kullanabilecekler. Böylece hangi kullanıcının hangi işlemi yaptığı rahatça kayıt altına alınabilecek. Dolayısıyla hırsızlara ve dolandırıcılara karşı tedbirler alınmış olunacak ve daha güvenli alışveriş için de bir adım atılacak.   Facebook, daha önce Facebook Messenger […]

  • DJI Phantom 4 Pro V2.0 duyuruldu

    DJI Phantom 4 Pro V2.0 duyuruldu

    by on 13 Mayıs 2018 - 0 Comments

    Ticari Drone sektörünün bir numaralı ismi DJI, popüler Phantom serisine yeni bir üye ekledi. Firma tamamen baştan tasarlamak yerine DJI Phantom 4 Pro modelini elden geçirerek yenilemiş.   DJI Phantom 4 Pro V2.0 özellikleri ve fiyatı   Profesyonel kullanıcıları hedefleyen DJI Phantom 4 Pro V2.0 versiyonu OcuSync aktarım teknolojisi ile video aktarımlarını yüksek çözünürlük ve […]