Aşkınızın bitip bitmediğini gösteren işaretler

Aşkınızın bitip bitmediğini gösteren işaretler

İlişkilerde ilk günün heyecanını sürdürmek zordur. Zamanla hissedilen duygularda azalma görülebilir. Birine olan aşkınız ve sevginiz tükendiyse bunu anlamanın çok basit altı yolu var. Bu işaretlerin altısı da ilişkiniz için geçerliyse, sevgi zannettiğiniz şey yalnızlık korkusu.olabilir.

Duygusuzluk

Aşık olan insanların birlikte bir şeyler yapmak için her zaman enerjisi olur. Birbirlerini mutlu etmek ve yaşayacakları yeni heyecan verici maceralara birbirlerini de dahil etmek isterler. Eğer yapmak istediğiniz şeyleri partnerinizle beraber yapmak içinizden gelmiyorsa belki de onu artık sevmiyorsunuz demektir.

Mesafe

Birbirine aşık olan partnerler olabildiği kadar birbirleriyle vakit geçirmek ister. İşten eve gelmek için can atar ya da hafta sonunu beraber geçirmeyi hayal eder. Eğer partnerinizle aranıza sürekli mesafe koyuyorsanız aşık olmayabilirsiniz.

Fiziksel yakınlık

Aşık olan çiftler, birbirleriyle daha sık birlikte olur. Üstelik bunu sadece egolarını tatmin etmek için değil onlara istendiklerini, arzulandıklarını ve değer verdiklerini göstermek için yaparlar. Eğer partnerinizle birlikte olmak içinizden gelmiyorsa bir şeylerde ciddi ciddi sorun var demektir.

Odaklanma

Aşık çiftler, birbirlerine çok iyi bir şekilde odaklanabilir. Birbirlerini sıkça düşünür ve sebep olmadan da hediye alabilirler. Partnerlerinin mutsuzluğunu hemen fark eder ve bunu düzeltmek için de çaba gösterirler. Eğer partneriniz gün içinde aklınıza gelmiyor ve bunu işlerinizin yoğunluğuna bağlıyorsanız emin olun ki bunun yoğunlukla değil büyük ihtimal ona aslında aşık olmamanızla ilgisi vardır.

Değer verme

Aşık olan insanlar karşısındakine değer verir ve onu bulduğu için kendini çok şanslı hisseder. Hatta bunu ifade etmek için ‘Ruh ikizimi buldum!’ tipi cümleleri onların ağızlarından sıklıkla duyabilirsiniz. Eğer partnerinizi özel değil ama beraber olduğunuz sıradan insanlardan biri olarak görüyorsanız aşık değilsiniz demektir.

Saygı gösterme

Saygı her türlü ilişkinin temel kuralıdır. Ama en çok aşkın… Aşık çiftler birbirlerine her zaman saygı göstermeyi bilir. Birbirlerine hayrandırlar ve her zaman destekleyici bir tavır takınırlar. Dinlemeyi iyi bilir, tartışır ve orta yolu bulurlar. Daha az kontrol savaşı ama daha çok ekip ruhu vardır bu ilişkilerde. Eğer sevgilinize yeteri kadar saygı duymuyorsanız aşk çoktan pencereden uçup gitmiş demektir. Saygı biterse aşk biter diye boşuna dememişler.

Sevgililer Günü’nün hikayesi

Sevgililer Günü’nün hikayesi

14 Şubat, genel anlamda sevginin, aşkın sembol günü olarak kutlanıyor. Elbette bunun bir çıkış noktası var. Bizim için Sevgililer Günü, Batı için ise “Saint Valentine’s Day” olarak kutlanıyor. Bu efsane tercih edilmiş. Valentine, aşkın ve sevginin sembolü olarak kabul edilmiş bir rahip.

Tarihte yaşanan olaylar, bir aziz ile bizim sevgililik durumumuzu bağdaştırmış işte. Peki tarihte neler olmuş? Hangi efsanelerden bahsediliyor? Neler birbiri ucuna bağlandı da büyüyüp aşk oldu?

Sevgililer Günü

Lupercalia Festivali

İlk efsane, Eski Roma’ya kadar dayanıyor. Şubat ayının ortasına denk gelen bir festival, Lupercalia Festivali. Pagan inancında 14 Şubat, tabiatın tekrar uyanması, baharın geldiği anlamına geliyor. Bu kabul edilişin ardındaki kahraman ise, aşk; kuşların aşk mevsiminin başlangıcı.

İşte bu festival, her şeyin özünde aşkın uyanışı için vardı. Festivalde, Romalı genç kızlar ve erkekler bir araya gelirdi. Bunun için de bir oyun oynanırdı. Kızların adı kağıtlara yazılır ve çömleğe atılırdı. Sonrası piyango. Erkekler kimin adının yazılı olduğu kağıdı çekerse, festival boyunca genç kıza eşlik eder ve evet, bu tanışma evlilikle sonuçlanırdı.

Sevgililer Günü

Saint Valentine

Saint Valentine, aslında sadece bir rahipti; ama onu diğerlerinden farklı kılan bir şey vardı. Saint Valentine, tüm dünyada kabul gören ve 14 Şubat’a adını veren kişi oldu; aşkın sembolüydü.

Efsane, III. Yy’a dayanıyor. O dönemlerde II. Claudius tahttaydı ve zalimliği ile ün salmıştı. Bir gün yayımladığı bir fermanla, askerlere evliliği yasakladığını duyurdu. Savaşa susamış ruhu ile II. Claudius, bu kararı, bekar erkeklerin daha iyi savaştığına inandığından yapmıştı.

Ancak askerlerin de kalbi vardı ve sevdikleri ile evlenmek istiyorlardı. Ülkede rahiplerin nikah kıyması da malum sebepten ötürü yasaklamışken, bu yasağı delen isim Saint Valentine oldu; askerlerin nikahlarını gizliden kıymaya devam etti.

Elbette zalim Claudius, çok geçmeden bu durumdan haberdar oldu ve bir süre hapiste tutulan Valentine’nin cezası verildi. Saint Valetine, 14 Şubat 269’da yakılarak idam edildi. Ancak zalim olan sadece Claudius’tu. Kalbi şefkat dolu, sevgilileri her koşulda kutsayan rahibin katledildiği bugün, bütün çiftlere adandı.

Sevgililer Günü

Valentine’den aşk mektubu

Efsanenin bir de şu yönü vardı. Valentine, ölüme yolcu edilmeden önceki günlerini hapiste geçirdi. Burada gardiyanın kızına aşık oldu. Aşk, ruhunu sarıp sarmalamıştı. Rahip olduğunun elbette farkındaydı; bir de hayatının sonlanacağının. Buradan kurtulamayacağını biliyordu. Masum duygularını içine saklamak yerine bir mektuba döktü.

14 Şubat günü, ölüme giderken, Saint Valentine imzasını taşıyan aşk mektubu, gardiyanın kızına ulaştırıldı. Efsane bu yönüyle de, sevgiliye kart atma geleneğini doğurmuş oldu.

Sevgililer Gnü

Papa Gelasius

Papa Gelasius, tam iki asır sonra, 498’de, Eski Romalılar’ın geleneği ile St. Valentine’i birleştirdi ve 14 Şubat’ı “Saint Valentine Day” ilan etti.

Bu tarihten itibaren sevgililer, 14 Şubat’ı küçük notlarla, hediyelerle kutlamaya başladı. Günün odak noktası, birbirini seven iki insanın karşılıklı olarak sevgilerini açığa vuran aşk notları bırakmasıydı.

Günümüze kadar aktarılması mümkün olan ve şu anda British Museum’de muhafaza edilen ilk kartı ise, bu ilandan yüzyıllar sonra, 1415’te, Orleans Dükü Charles tarafından Londra’da hapiste olduğu zaman 14 Şubat’ta, karısına yazmıştı.

Sevgililer Günü

Kırmızı güller

Her şey birbirini izler adımda gelişmeye devam etti. Yüzyıllar içinde aşk, çoğalan adetlerle kutlandı. Fransa Kralı XVI. Louis, 14 Şubat’ta karısı Marie Antoinette’ye kırmızı güller gönderdi.

Bu da yeni bir sembol demekti. Bundan sonra kırmızı gül, Sevgililer Günü’nü ifade eden araçlardan biri oldu.

Sevgililer Günü

Sevgililer Günü Endüstrisi

Yüzyıllar önce kilisenin resmileştirdiği bu tarih, yaşanan orta çağlar boyunca uykudaydı; kutlanmadı. Ta ki 18. Yy’a kadar. Saint Valentine Day, 18. Yy’dan sonra yeniden hayata geçti.

Ancak bu kez işler farklı ilerliyordu. Her şey ilerleyen yüzyıllar boyunca ilerliyor ve değişiyordu. Önce dantelalı süslemeli kartlar çıktı piyasaya. Bunlar üretilen ilk sevgili kartlarıydı. 18. Yy ortalarında üretilen bu kartlar, Sevgililer Günü Endüstrisi’nin ilk adımıydı. Posta yaygınlaşmıştı. Ucuzdu da. Ve bu adımı resmileştiren ise, 1840’ta, Ester A. Howland oldu. Bir gelenekten, ticaret piyasası doğuyordu.

Günümüzde kartların yerini alan pek çok lüks şey var tabii. Her ne kadar kanlı bir başlangıcı olsa da, aşk her zaman kazanmış demek düşüyor bize. Her ne kadar ticarete dökülmüş olsa da, özünde sevginin varlığı var. O yüzden 14 Şubat, aslında bir kez daha “Seni seviyorum” cümlesinin içini doldurmaktan ibaret.

Hayatımızda anlamlı kılınan birçok şeyin belki de en önemlisi sevgi. Elbette tek bir güne sığmaz; ama varsın bu günden taşsın. Sevgimizin günü kutlu olsun.

Sevgimle…

Damla Karakuş

özel içeriğidir.

Bir depresyon sınırı: Sen benim her şeyimsin

Bir depresyon sınırı: Sen benim her şeyimsin

Eğer siz partnerinize ”Sen benim her şeyimsin; sensiz olamam!” diyorsanız, kendinizi bir hiç saymışsınız; onunla var oluşunuzu tamamlamak, yetersizliğinizi kapatmak istemişsinizdir. Çünkü siz yeksiniz. O da yek. Ama ilişki iki kişiliktir. Bir artı bir, iki yapar. Bu nedenle ne olursa olsun, ne kadar severseniz sevin, kişiliğinizi, benliğinizi, mutluluğunuzu korumalısınız. İlişkide mutlu olanlar, dik duranlardır. Tavizlerin sonu gelmez. Taleplerin de sonu gelmez. Bu nedenle bağımlı kalmak, ilişkide sıfır olmak yerine, kendinizi hissetmelisiniz.

bağımlı ilişki

Birini depresyona sokmak istiyorsan “Sen benim her şeyimsin” sorumluluğu yükle

Zayıf, yetersiz ya da kendini öyle zanneden birinin hayatında önemli olmak daha kolaydır. Böyle birini seçmeniz hâlinde onu güçlendirmeye, hayatını düzenlemeye çalışır; bunun karşılığında da onun hayatının merkezinde olmak istersiniz. Beklentiniz merkezde olmak, emekleriniz ise buna ulaşmak içindir. Fedakarlığınızdan güç alarak her şeyi yönetmeye, kontrol etmeye başlarsınız. Ta ki size olan muhtaçlığı bitene kadar. Muhtaçlığı bittiğinde ise, size karşı çımasını nankörlükle suçlayacaksınız.

Özetle kendi beklentiniz için fedakarlıktan kaçınmalısınız. Çünkü karşılanmadığında, yücelttiğiniz insandan nefret etmeye başlarsınız.

“Hayatınızda denge sorunu varsa, etrafınıza dikkatlice bakın. Muhtemelen birini yanlış bir yere koymuşsunuzdur”

(J. Christophe)

bağımlı ilişki

Cümlenin analizi

“Sen benim her şeyimsin; sensiz olamam!” cümlesinin analizinde kişinin kendini yetersiz, değersiz ve bağımlı hissedişi vardır. Bağımlı ilişki yaşayanlar, karşısındakini çok yüceltip, en küçük bir sorunda ise hayal kırıklığı yaşayanlardır. Tüm yaşamını o kişiye göre planlarlar. O insanın olmamasını düşünmek bile kişide kaygı yaratır. Bağımlı ilişkilerde aşırı yüceltmek, tüm beklentileri partnerine yüklemek, hem yükleyeni hem de bu sorumluluğu taşımak zorunda kalanı mutsuz eder. Devamlı özür dilenen bir ilişki şekli ortaya çıkar.

Bağımlı ilişkide birey, sosyal hayatından kopuk yaşar. Arkadaşları, ailesi ikinci plandadır. Tüm zamanını ve paylaşımlarını partneriyle geçirmek ister. Bu tip ilişkiler, en yoğun yaşanan; ama en zor ilişkilerdir. Kopması zor, ayrılık acısı en ağır olan ilişkilerdir. Bağımlı ilişkilerde kişi, ilişkinin devamı için partnerinin her dediğini yapar. Devamlı tavizler verir. Onu elde tutmak için, mantığına ters olsa da her şeyi dener. Tıpkı sevgilisi için cinayet işlemek, banka soymak gibi…

bağımlı ilişki

Bağımlı ilişkinin gizli öfkesi

Aslında bağımlı ilişkilerde kişi, bağımlı olduğu partnerine gizli öfke de barındırır. Çünkü partneri onu zor durumda bırakmış, özgürleşmeye çalışmıştır. Ama kişi öfkesini partnerine değil de, tepki veremeyen kendine yöneltmiştir. Bu nedenle her gün kavgalar, nedensiz suçlamalar bu ilişkinin temel özelliğidir. Olmadık yere sorun çıkartma, partnerine acı çektirme, problem yaratma gibi olayların temelinde intikam duygusu yatmaktadır.

Sen benim her şeyimsin ilişkisi, aslında menfaatlerin içinde olduğu ilişkidir. Bağımlı olan yüceltilmekten, memnun edilmekten hoşlananı bulur. Yüceltilmek, pohpohlanmak isteyen ise, bunu yapanı bulur. Yani tencere kapak misali birbirini tamamlar.

Günümüzde çok fazla rastladığımız bu ilişkiler, aslında yaşamı duygusal istismarlarla dolu olanlar ile şımarık yetiştirilenlerin oluşturduğu ilişki kombinasyonudur.

bağımlı ilşki

Kimse kimsenin her şeyi değildir

İşin özüne bakarsak, kimse kimsenin her şeyi değildir. Herkes içindeki potansiyeli ve kendi kıymetini bilirse, hayatında daha sağlıklı süreçler yaşayacaktır. Yaratılışımızda her şeyle başa çıkacak güce sahip bir kodla dünyaya gelmemize rağmen, kazanımlarla bu gücümüzü kaybediyor ya da fark etmeden yıllarca başkalarına veya sadece aşk kırıntısı veren ilişkilere yapışıp kalıyoruz.

Bazen o kadar aciz, bize uymayan, verdiğimizi hiç hak etmeyen biri için o kadar çok çaba sarf ediyoruz ki, biz bile uyandığımızda kendimize inanamıyoruz. Sonrasında da o insanın acımasızlığından, hak etmeyişinden bahsediyoruz. Oysa bu süreç bizim ürünümüzdür. O kişiyi bulmaktan tutun, ilişkiyi o şekle o sokmaya kadar her şeyi biz yapıyoruz.

Hak ettiğimiz değeri vermeyi boş verin, hak edene hak ettiği değeri vermeyen birinden uzaklaşmaz ya da gereken tepkiyi vermezsek, böyle yapması hâlinde kaybedeceğini ve bizim davranışlarımızın da ona göstermezsek zamanla ilişki; isteyen – vermeyen ya da kaçan – kovalanan şekline dönüşür. Dönüştürürüz. En sağlıklı olan, ilişkinin karşılıklı olması, tek taraflı çabalar içermemesidir. Sürekli ilgisizlik veya sevgisizlik durumlarında ise, buna izin verilmemelidir.

Hayatta hiç kimse vazgeçilmez değildir. Hiç kimseye de bunu hissettirmeyelim. Şu gerçek de var ki, vazgeçemem diyen herkes, vazgeçmediğinde karşıdaki zaten vazgeçer. İnsanlar artık hayatlarında aciz partner istemiyor. Eskiden kadınlar bu tip erkekleri istemez; erkekler isterken, şimdi her iki taraf da istememektedir.

“Bir kişiye vazgeçilmez olduğunu hissettirdiğinizde, ilk vazgeçeceği kişi siz olursunuz”.

(S. Freud)

Serhat Yabancı

Aile ve Evlilik Danışmanı

özel içeriğidir.

Aşk acısına iyi gelen ilaç

Aşk acısına iyi gelen ilaç

ABD’nin köklü eğitim kurumlarından California Üniversitesi’nde yapılan yeni bir araştırma aşk acısı çeken kadınlar için ilginç verileri ortaya koydu. Buna göre, içeriğinde ibuprofen olan ağrı kesicileri kullanmak, kadınların aşk acısını yenmesine yardımcı oluyor. Ancak aynı durum erkekler için geçerli değil.

İbuprofen içeren ağrı kesiciler

ABD’de yer alan California Üniversitesi’nde görevli bilim insanları oldukça ilginç sonuçları olan bir araştırmaya imza attı. Araştırmaya göre, içeriğinde ibuprofen bulunan ağrı kesicileri kullanan kadınların aşk acısını atlatma süresi diğerlerine göre daha kısa.

Sadece kadınlar için geçerli

Yapılan incelemelerde, ibuprofen kullanan kadınların acı çekme oranlarının diğerlerine göre daha fazla olduğu belirlenirken, ibuprofenin erkeklerdeki acıyı dindirmede de bir etkisi olmadığı ortaya çıkarıldı. İbuprofende yer alan maddelerin, kadınların sosyal hayatlarında yaşadığı acıyı da azalltığı belirlendi. Ancak yine bu sonuçların erkeklerde görülmemesi dikkat çekti.

Aşk mı takıntı mı

Aşk mı takıntı mı

Tarih boyunca herkesin peşinden koştuğu, anlamını çözmeye çalıştığı, kendince tarif ettiği, filmlere, şarkılara, kitaplara, sanat eserlerine konu olmuş bir duygu durumu; Aşk… Acıbadem Fulya Hastanesi’nden Psikolog Sena Sivri aşkı şöyle tanımlıyor: “Beynin psikolojik bir yatırımıdır aşk. Yaşayabileceğimiz en kapsamlı duygusal yaşantı olan sevginin bir alt basamağıdır. Çok daha spesifik ve dorukta yaşanan bir duygudur. İnsanın sevebilme ve üretebilme kapasitesidir. Biyolojik yapısının ötesinde, zihinsel, psikolojik ve sosyal eylemleri içerir. Doğumdan ölüme kadar devam eden sevgi üretme ve sevilme gereksinimini doyurmaya dair bir süreçtir.” Yaşanılan duygu durumunun aşk mı takıntı mı olduğunu anlamak için kişinin kendisine sorması gereken 10 temel soru olduğunu söyleyen Psk. Sivri, önemli uyarılarda bulundu.

aşk

Sağlıklı aşkın faydaları çok

Aşık olan kişi etrafına neşe saçarken, öğrenmeye, üretmeye daha açık oluyor. Kendisini, sorunları çok daha kolay çözecek güçte hissediyor, olaylara daha olumlu yaklaşıyor, etrafa karşı daha ılımlı bir insan haline geliyor. Psk. Sivri, sağlıklı aşkın bağışıklığı bile güçlendirdiğini vurgulayarak “Aşık bireyin ilk etapta beynindeki dopamin salınımı artar. Bu, kişiyi daha enerjik, hareketli, coşkulu bir hale sokar. İştah ve uyku ihtiyacında azalma meydana gelir. İlerleyen evrelerde seratonin ve endorfin salınımının artışına bağlı olarak daha sakin, dingin, mutlu bir ruh haliyle beraber motivasyonda, özgüven hissinde, konsantrasyonda artış meydana gelir. Tabii bu durum sağlıklı aşkta mümkündür” diyor. Aşkının karşılığını alamayan, sevdiğini kaybeden, sevme ve sevilme döngüsünde kayıplar yaşayan kişilerde sağlıklı aşktan bahsetmek mümkün olmuyor.

aşk

Takıntı hayatı zindan ediyor

Sağlıklı aşkın; kişinin kendine duyduğu sevgiyle ilintili olduğunu; kendiyle, çevresiyle, yaşamıyla uyumlu ve sağlıklı bir ilişki kurmuş bireyin aşkının da sağlıklı olacağını belirten Psk. Sivri, aksi taktirde bunun bir bağımlılığa ve takıntıya dönüşmesinin kaçınılmaz olacağını vurguluyor. Psk. Sivri “Takıntıya dönüştüğünde kişinin işlevselliği ve kişilerarası ilişkilerinde bozulmalar ortaya çıkar. Sadece aşık olunan kişi dışında bir mutluluk ve tatmin kaynağının olmadığına inanan kişi kendine ve çevresine zarar vermeye başlar, depresif duygu durumu, davranış ve kaygı bozuklukları gibi durumlarla karşı karşıya kalabilir. Dopamin salınımındaki azalmaya bağlı olarak iştah ve uyku düzeninde rahatsız edici değişimler, seratonin ve endorfin salınımındaki azalmaya bağlı negatif duygu durumunda artış, iş ve/veya okul performansında düşüş, kişilerarası ilişkilerinde bozulmalar, konsantrasyon sorunları, dikkat dağınıklığı görülebilir. Bağışıklığı iyice zayıflar. Tablonun uzun sürmesi halinde kişi bunlardan kurtulmak, kendini teskin etmek adına alkol madde kullanımına yönelme tehlikesiyle karşı karşıya bile kalabilir” diyor.

aşk

Kendinize sormanız gereken 10 soru

– Aşık olduğum kişiyi sürekli, her dakika, her saniye düşünüyorum.

– Sürekli onunla iletişim halinde olmak, konuşmak istiyorum. Konsantrasyon sorunları yaşıyorum.

– Her gün görüşmek istiyorum. Görüşemediğimde ilişkimizde problem olduğunu düşünüyorum.

– Eski arkadaşlarımdan, sosyal çevremden uzaklaştım, görüşmüyorum.

– Onunla her konuşmamdan sonra kızdı mı küstü mü diye kaygılanıp, ilişkimin bitmesinden korkuyorum.

– En ufak bir sorun veya tartışmaya tahammülüm yok, ilişkimi kaybedeceğimi düşündürüyor.

– Bana vakit ayırmadığı, telefonu açmadığı, mazeret belirttiği, başka işi olduğu anlarda beni istemediğini, sevmediğini düşünüyorum.

– Okul / iş performansımda düşüş var. Yaptığım işlere konsantre olmakta güçlük çekiyorum.

– “Benimle olmayacaksa kimseyle olmasın” diye düşünüyorum.

– Sevdiğim kişiye bir türlü güvenemiyorum.

aşk

Sonuç

Bazen kişilerin, etrafındakilerden “Seninki aşk değil, takıntı” cümlesini duyduğunu, bazen yaşadığı duygu yoğunluğu ile baş edemediğinde kendisine bunu sorduğunu belirten Psk. Sivri; “Yaşanılan duygu durumunun aşk mı takıntı mı olduğunu anlamak için kişi kendine bu 10 soruyu sormalıdır. Çoğuna ‘evet’ cevabı veriyorsa, kişisel ve sosyal hayatında sorunlar yaşıyor, aynı zamanda bu duygu durumuna bağlı psikolojik problemler yaşıyorsa burada aşktan ziyade bir saplantıdan, takıntıdan bahsetmek doğrudur. Sağlıklı aşkta da sevilenin kaybedilmesine yönelik kaygı, zihinde kapsadığı alan ve zamanda artış, heyecan mevcuttur ama hakim olan temel duygu mutluluktur. Hakim olan duygu huzursuzluğa dönüştüğünde oradaki sağlıklı aşk değil, takıntıdır! Bu durumda mutlaka bir uzman desteği gerektiği alınmalıdır” diyor.

Sevgililer Günü’nü sevmeyenlerin mantıklı 6 sebebi

Sevgililer Günü’nü sevmeyenlerin mantıklı 6 sebebi

Sevgililer Günü yaklaşıyor. Bu konuyla ilgilenmiyor olsanız bile popüler kültür ve tüketim sektörü bu günü gözünüze sokmaya devam ediyor. Reklamlar, kampanyalar, o güne özel film kuşakları vs… Bu günü sabırsızlıkla bekleyen çiftlerin yanı sıra bir de nefret edenler var. Peki neden? İşte Sevgililer Günü’ne karşı olanların mantıklı sebepleri.

Yalnızca bir gün geri kalan 364 günü telafi etmez

Önemli olan bir ilişkinin nasıl devam ettiğidir. Ortada sorunlu bir ilişki varsa yalnızca bir gün iyi geçtiği için geri kalan günleri görmezden gelemezsin.

Çoğunluk kutluyor diye kutlamak zorunda değilsin

Aslında bu kural birçok şey için geçerli. Çoğunluğun ilgi gösterdiği bir günü sevmek ve kutlamak zorunda değilsin. Zorlamayla romantizm olmaz. Ayrıca arkadaşın pencereden atla dese atlamayacaksın değil mi? 🙂

Baskı

Sevgililer Günü yaklaştığında herkes baskı altındadır. Eşiniz ne bekliyor? Ne kadar harcamalısınız? Ya hediyenizi beğenmezse, Arkadaşının aldığı hediye daha güzelse… Bu rekabet ortamının sevgiyle alakası olamaz.

Herşey fazla yapışkan ve sevimsiz

Sevgililer Günü deyince aklımıza gelenler hep aynı. Kırmızı kalpli balonlar, oyuncak ayılar, pırlantalar, çiçekler vs. Birine onu ne kadar çok sevdiğinizi anlatmak için orijinal olmaktan çok çılgınca bir görüntü değil mi sizce de?

Çok pahalı

Uzun saplı güller, hediyeler, süslü akşam yemekleri derken harcanan paranın haddi hesabı olmuyor. Ayrıca Sevgililer Günü’nde alacağınız güllerin yüzde 30 ila 50 arasında daha pahalı olduğunu biliyor muydunuz? Bunun adı Kapitalizm değil de nedir? Bu parayı güzel bir hafta sonu geçirmek için kullanmak daha mantıklı.

Romantizm özeldir

Herkesin kutladığı ve her şeyin daha fazla olduğu bir günden ziyade iki kişi için özel olan günler daha fazla şey ifade eder. Çünkü ilişkiler özeldir.

özel içeriğidir.

Aşk acısının yol açtığı gerçek ağrılar

Aşk acısının yol açtığı gerçek ağrılar

Bir ilişkinin bitmesi duygusal ve psikolojik olarak bir yıkıma neden olabiliyor. Ayrılık, zihinsel durumun çok ötesinde vücut üzerinde de çarpıcı etkilere yol açıyor. Yani aşk acısı yalnızca bir üzüntü halinden ibaret değil. Bedeniniz de bu zorlu süreçten nasibini alıyor.

Kırık kalp sendromu

Ayrılığın somut etkileri arasında kas ağrıları, iştah kaybı ve cilt sorunları bulunuyor. Vücudu kemiren bu halin bir adı da var. Kırık kalp sendromu. New York’taki Columbia Üniversitesi’nden psikolog Edward Smith, yaptığı bir araştırmada eşlerinden ayrılan 40 gönüllüyle bir deney gerçekleştirdi. Onlardan eski sevgililerinin fotoğraflarına bakmalarını ve ayrıldıkları veya reddedildikleri anı düşünmelerini istedi. Daha sonra gönüllülerin MR taramalarında fiziksel ağrının tetiklendiği görüldü. Denekler romantik anlarını hatırladıklarında, yaşadıkları soyut duygular gerçek acılara dönüştü.

Gelecekte ilişkiler nasıl olacak

Gelecekte ilişkiler nasıl olacak

Bilimkurgu filmlerinde gördüğümüz teknolojilerin günlük hayatımızda yer alıp almaması konusunu hiç düşündünüz mü? Yeni cihazların ve ileri teknolojinin bazı ürünlerini kullanıyor ve hayatımızı kolaylaştırdıklarına inanıyoruz. Bugün 10 yıl öncesinde sadece bir hayal olan pek çok dijital ürün kullanıyoruz. Peki teknolojik gelişmeler arkadaşlık ve aşk ilişkilerini nasıl etkileyecek? Biz birkaç cevap bulduk. İşte teknolojinin insan ilişkilerine getireceği yenilikler.

DNA analiziyle eş seçme

Tıp, gelecekte aile ve ilişki planlamasında önemli bir yer tutacak. İnsanlar, sadece bir sperm bankasından bağış alarak çocuk sahibi olmakla kalmayacak aynı zamanda kişilerin geçmiş tıbbi kayıtlarına da erişebilecekler. tam erişime sahip olacaklardır .Bu sayede eşinizin teşhis edilmiş bir hastalığı olup olmadığını görebileceksiniz. Gelişmeler bununla da bitmiyor. Tıbbi uzmanlar kapsamlı bir DNA analizi ile size uygun mükemmel eşi bulmanıza yardımcı olabilecek. Bu gelişmeler gelecekte mükemmel bir gen kombinasyonuna sahip çocukların dünyaya geleceği anlamına geliyor.

Kiralık aileler

Şaşırtıcı olan bu konu aslında bir ütopya değil Japonya’da uygulanan bir gerçek. Japonya’daki yalnız erkekler belli bir süre için bir eş veya bütün bir aile kiralayabiliyor. İnanılmaz derecede yüksek fiyatlı olan bu hizmetlere rağbet de oldukça fazla. Kiralık ailelerin çoğu rezerve durumda. Bu hizmeti almanın amacı ise parkta aileymiş gibi çocuklarla oynamak veya kiralık eş ile alışverişe çıkmak gibi daha az yalnız hissetmek için yapılan sosyal ve duygusal gerekçeler. Bu uygulamanın gelecekte yalnız insanlara daha büyük aileler şeklinde bir yaşam sağlanacağı hatta fırsat, abone gibi tekliflerin olabileceği öngörülüyor.

Robotlarla aşk

Uzmanlar, 50 yıldan daha az bir sürede insanların robotlara aşık olabileceğini söylüyor. Bildiğiniz gibi duyguları olan ilk robot yakın zamanda oluşturuldu ve piyasaya çıktı. Bu, bu tür bir duygusal geleceğin çok da uzak olmadığı anlamına geliyor.

Erkekler ‘sarışın’ seviyor

Erkekler ‘sarışın’ seviyor

Kadın ve erkek ilişiklerinde zaman zaman gündeme gelen bu konu bir araştırmanın konusu oldu. Yapılan bir araştırma erkeklerin sarışın kadınları tercih ettiğini ortaya koydu. Erkekler, sarışın kadınların esmerlere göre daha genç ve sağlıklı görünümlü olduklarına karar verdiler.

Sarışınlar ‘daha sağlıklı’ esmerler ‘daha ebeveyn’

Minnesota’daki Augsburg Üniversitesi öncülüğünde yapılan araştırmada, erkelerin tercihlerinde sarışın olmanın bir avantaj olduğu ortaya konuldu. Ancak katılımcılar evlilik konusunda kahverengi saçlı kadınların ‘ebeveynlik potansiyeli’ olduğuna karar verdiler.

Çalışmada, psikologlar katılımcılara bilgisayarla üretilen kadınların sarışın, kahverengi veya siyah saçlı fotoğraflarını gösterdi. Sonuçlar, erkeklerin sarı saçlı kadınları siyah saçlı kadınlara oranla daha cazip bulduğunu ortaya koydu. Çalışmadan ayrıca uzun saçlı kadınların daha az sağlıklı ve çekici göründüğünü, orta boy saçlı kadınların daha iyi bir ilişki potansiyeline sahip olduğuna dair bir sonuç çıktı.

Neden ilişkilerimiz mutlu sürmüyor

Neden ilişkilerimiz mutlu sürmüyor

“Büyük aşklar nefretle başlar” fenomeni, hangi duyguyu örtbas etmek için mazeret olmuş, bilmiyorum; ama birçok ilişkinin “Aşığım” cümlesi ile başlayıp “Yanılmışım, değmezmiş…” vs ile bittiği bir gerçek. Aşkın gözünün kör olması bu olsa gerek.

aşk

Aşk başlarken

Aşklara hep mükemmellik yakıştırması ile başlanır. Aşık olduğumuz kişide beğendiğimiz ve haddinden fazla yücelttiğimiz özellikler, aslında kendi özümüzde bulundurduğumuz veya bulunmasını arzu ettiğimiz özelliklerdir. Aşık olduğumuz kişiyi “en mükemmel” görürüz ve onun adına mazeretler bulmak da hiç zor olmaz.

Aşık olduğumuz insan “kaba” değil, açık sözlüdür.

Aşık olduğumuz insan “cimri” değil, tutumludur.

Aşık olduğumuz insan “sorumsuz” değil, yüreği yaralıdır.

aşk

Değişen aslında bakış açımız

Aşık olma durumu ilişki ilerledikçe yerini bazı özellikleri kabullenme; ama o kadar kusur herkeste olur durumuna bırakır. Evet, bazı olumsuz özellikleri vardır; ama yeni bir ilişkide de birçok sorun yaşanmayacak mıdır zaten?

Bir süre sonra aşk başka gözleri kör etmek için uzaklara uçar gider ve geriye çıplak gözle görülen olumsuzluklar kalır. Başta aşk bacayı sarmışken, aşık olduğumuz insanın mükemmelliğini abarttığımız gibi, bu defa da olumsuzluklar büyür de büyür gözümüzde. Oysaki aşık olduğumuzda, yanıldığımızı hissettiğimiz insan da aynı insandır. Değişen sadece bizim bakış açımızdır.

Önce kendimizi sevelim

Elbette hiç kimse mükemmel değil ve hiç kimse bir kalemde silinip atılacak kadar değersiz değil.

Aşk ile sevgiyi birbirinden ayıran acı duygusudur gerçekten. “Seversin, kavuşamayınca adı aşk olur” demiş ya şair.

Temelde sevgi varsa her ilişki emek vermeye ve kurtarılmaya değerdir. Ancak saygının olmadığı bir ilişkide ne sevginin tutunma şansı vardır ne de aşkın.

Başka birine değer vermek, sevmek ve aşık olmak için değer vermeyi bilmek gerek. Değer, kişinin kendine verdiği değerle başlar, ancak sonrasında çevremize yayılır. Saygı ise, kişini kendine verdiği değerin çekirdeğidir. Kendisine saygısı olmayan bir insanın, başkasına da saygı duyması mümkün değildir.

Önce kendimizi sevelim ve kendi değerimizi bilelim. Biz bile kendimizi sevmezsek eğer, başkalarının bizi sevmesini nasıl bekleriz?

Page 1 of 51 2 3 5
  • Renault ve Nissan, Çin'in lider batarya üreticisinden destek alacak

    Renault ve Nissan, Çin'in lider batarya üreticisinden destek alacak

    by on 13 Mayıs 2018 - 0 Comments

      Pek çok üreticinin yaptığı gibi Çin pazarına özel yeni elektrikli araçlar üretmeyi planlayan Nissan ve Renault, batarya konusunda destek almak için ülkenin önde gelen batarya üreticilerinden Contemporary Amperex Technology (CATL) şirketiyle anlaşmaya karar verdi. Nikkei tarafından yapılan habere göre, dev üreticiler başlangıç olarak iki özel elektrikli araç programına batarya desteği için aralarında sözleşme imzaladı. […]

  • Apple, Goldman Sachs işbirliğiyle kredi kartı çıkarıyor

    by on 12 Mayıs 2018 - 0 Comments

    Wall Street Journal’in haberine göre Apple, yatırım bankası Goldman Sachs ile işbirliği yaparak yeni bir kredi kartı çıkarmaya hazırlanıyor. Cupertino merkezli şirketin zaten Barclays ile mevcut bir kredi kartı ortaklığı var. Apple, Goldman ile devam ederse Barclays ile olan işbirliğini sona erdirecek.   Ayrıca Bkz.Galaxy J serisine Android Oreo ne zaman gelecek? Yayınlanan raporda, yeni […]

  • Seks Hikayesi – Yeminli bir okurumuzdan :

    Seks Hikayesi – Yeminli bir okurumuzdan :

    by on 30 Mayıs 2018 - 0 Comments

    mrb lar değerli okuyucularım size başımdan geçen gerçek hakiki bir hikayeyi açıklama yapmak istiyorum .. ben 22 yaşındayım 176 boylarında yakışıklıyım birazda neyse konuya geçelim bir akrabamın kızı vardı ismi derya kendisi 18 yaşındayken kocaya kaçıp evlendi duymuştum o kadar bir akrabam var ama hiç yüzünü görmedim ben aradan iki yıl geçti kocasına kızıp annesini […]

  • Facebook, kendi kripto parasını çıkartabilir

    Facebook, kendi kripto parasını çıkartabilir

    by on 13 Mayıs 2018 - 0 Comments

      Şirketin gelecek planlarınca kullanıcılar, sosyal medya platformu olan Facebook üzerinden mal ve hizmet alışverişi yaparken şirketin kendi dijital para birimini kullanabilecekler. Böylece hangi kullanıcının hangi işlemi yaptığı rahatça kayıt altına alınabilecek. Dolayısıyla hırsızlara ve dolandırıcılara karşı tedbirler alınmış olunacak ve daha güvenli alışveriş için de bir adım atılacak.   Facebook, daha önce Facebook Messenger […]

  • DJI Phantom 4 Pro V2.0 duyuruldu

    DJI Phantom 4 Pro V2.0 duyuruldu

    by on 13 Mayıs 2018 - 0 Comments

    Ticari Drone sektörünün bir numaralı ismi DJI, popüler Phantom serisine yeni bir üye ekledi. Firma tamamen baştan tasarlamak yerine DJI Phantom 4 Pro modelini elden geçirerek yenilemiş.   DJI Phantom 4 Pro V2.0 özellikleri ve fiyatı   Profesyonel kullanıcıları hedefleyen DJI Phantom 4 Pro V2.0 versiyonu OcuSync aktarım teknolojisi ile video aktarımlarını yüksek çözünürlük ve […]